EMO Antalya Şube Başkanı Tat: Antalya’nın su geleceği enerjiye bağlı

ANTALYA (EMO Antalya Bülten) - | 24.09.2026 - 11:06, Güncelleme: 24.09.2026 - 11:06 141 kez okundu.
 

EMO Antalya Şube Başkanı Tat: Antalya’nın su geleceği enerjiye bağlı

Antalya’nın su güvenliği için enerji altyapısının da planlanması gerektiğini belirten EMO Antalya Şube Başkanı Şaban Tat, "Su ve Enerji Güvenliği Planı" hazırlanması çağrısında bulundu.
Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Antalya Şube Başkanı Şaban Tat, Antalya’nın su geleceğinin enerji altyapısından bağımsız planlanamayacağını belirterek, su güvenliği ile enerji güvenliğinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Tat, Antalya için kurumların katılımıyla “Su ve Enerji Güvenliği Planı” hazırlanması çağrısında bulundu. Antalya’da su kaynakları üzerindeki baskının giderek arttığına dikkat çeken Şaban Tat, suyun kuyulardan çıkarılmasından arıtılmasına, depolanmasından konutlara ulaştırılmasına kadar tüm süreçlerin enerjiye bağlı olduğunu belirtti. Tat, yeraltı su seviyelerinin azalmasıyla daha derin kuyulardan su çekilmesi gerekeceğini, bunun da pompaların daha fazla çalışmasına ve elektrik ihtiyacının artmasına neden olacağını ifade etti. SU GÜVENLİĞİ ELEKTRİK ALT YAPISINA DA BAĞLI Elektrik altyapısının su güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Tat, su krizinin yalnızca su kaynakları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Tat, “Su kendiliğinden kuyudan çıkmaz; arıtılmaz, depolara ve evlerimize taşınmaz. Yeraltı suyu azaldıkça daha derinden su çekmek zorunda kalırız. Bu da pompaların daha fazla çalışması ve elektrik ihtiyacının artması demektir" şeklinde konuştu. Deniz suyunun arıtılmasının da enerji altyapısına bağlı olduğunu belirten Tat, bu tür tesislerin çalışabilmesi için güçlü ve kesintisiz bir elektrik sistemine ihtiyaç duyulacağını ifade etti. ELEKTRİK KESİNTİSİ SUYU DA ETKİLİYOR Elektrik ve su altyapılarının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Tat, elektrik kesintilerinin kuyular, pompalar ve arıtma tesislerini de doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekti. Tat, “Suyu depolayabiliriz; fakat elektriği aynı kolaylıkta ve uzun süreyle depolayamayız. Elektrik kesildiğinde yalnızca ışıklarımız sönmez. Kuyular, pompalar ve arıtma tesisleri de durur. Elektrik krizi kısa sürede su krizine dönüşür” diye konuştu.   ANTALYA’NIN ELEKTRİK İHTİYACI ARTIYOR COP31’in 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirileceğini hatırlatan Tat, zirvede enerji ve elektrifikasyon başlıklarının da gündemde olacağını belirtti. Antalya’nın gelecekteki elektrik ihtiyacının yalnızca mevcut nüfus ve geçmiş tüketim verileri üzerinden hesaplanamayacağını ifade eden Tat; turizm hareketliliği, artan klima kullanımı, elektrikli araçlar, raylı sistemler, tarımsal sulama, su kuyuları ve gelecekte gündeme gelebilecek deniz suyu arıtma tesislerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. “SU VE ENERJİ GÜVENLİĞİ PLANI HAZIRLANMALI” Antalya’nın gelecekteki su ve enerji ihtiyacının bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini belirten Tat, tüm kurumların katılımıyla bir “Su ve Enerji Güvenliği Planı” hazırlanması çağrısında bulundu. Tat, yeni yerleşim alanlarında trafo yerleri ve enerji hatlarının imar aşamasında belirlenmesi gerektiğini, su tesislerinin ise yedek enerji ve depolama sistemleriyle güçlendirilmesini önerdi. Tat, “Binalar tamamlandıktan sonra enerji aramak planlama değildir" sözünü kaydetti. “COP31’İN GERÇEK MİRASI ALTYAPI OLMALI” COP31’in Antalya’ya bırakacağı mirasın yalnızca etkinliklerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Tat, iklim değişikliğine dayanıklı su ve enerji altyapısının oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Tat, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Bir kentin suyunu planlayıp enerjisini planlamıyorsanız, aslında suyunu da planlamış sayılmazsınız.”.
Antalya’nın su güvenliği için enerji altyapısının da planlanması gerektiğini belirten EMO Antalya Şube Başkanı Şaban Tat, "Su ve Enerji Güvenliği Planı" hazırlanması çağrısında bulundu.

Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) Antalya Şube Başkanı Şaban Tat, Antalya’nın su geleceğinin enerji altyapısından bağımsız planlanamayacağını belirterek, su güvenliği ile enerji güvenliğinin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Tat, Antalya için kurumların katılımıyla “Su ve Enerji Güvenliği Planı” hazırlanması çağrısında bulundu. Antalya’da su kaynakları üzerindeki baskının giderek arttığına dikkat çeken Şaban Tat, suyun kuyulardan çıkarılmasından arıtılmasına, depolanmasından konutlara ulaştırılmasına kadar tüm süreçlerin enerjiye bağlı olduğunu belirtti. Tat, yeraltı su seviyelerinin azalmasıyla daha derin kuyulardan su çekilmesi gerekeceğini, bunun da pompaların daha fazla çalışmasına ve elektrik ihtiyacının artmasına neden olacağını ifade etti.

SU GÜVENLİĞİ ELEKTRİK ALT YAPISINA DA BAĞLI

Elektrik altyapısının su güvenliğinin temel unsurlarından biri olduğunu belirten Tat, su krizinin yalnızca su kaynakları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi. Tat, “Su kendiliğinden kuyudan çıkmaz; arıtılmaz, depolara ve evlerimize taşınmaz. Yeraltı suyu azaldıkça daha derinden su çekmek zorunda kalırız. Bu da pompaların daha fazla çalışması ve elektrik ihtiyacının artması demektir" şeklinde konuştu. Deniz suyunun arıtılmasının da enerji altyapısına bağlı olduğunu belirten Tat, bu tür tesislerin çalışabilmesi için güçlü ve kesintisiz bir elektrik sistemine ihtiyaç duyulacağını ifade etti.

ELEKTRİK KESİNTİSİ SUYU DA ETKİLİYOR

Elektrik ve su altyapılarının birbirinden ayrı değerlendirilemeyeceğini belirten Tat, elektrik kesintilerinin kuyular, pompalar ve arıtma tesislerini de doğrudan etkileyebileceğine dikkat çekti. Tat, “Suyu depolayabiliriz; fakat elektriği aynı kolaylıkta ve uzun süreyle depolayamayız. Elektrik kesildiğinde yalnızca ışıklarımız sönmez. Kuyular, pompalar ve arıtma tesisleri de durur. Elektrik krizi kısa sürede su krizine dönüşür” diye konuştu.

 

ANTALYA’NIN ELEKTRİK İHTİYACI ARTIYOR

COP31’in 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’da gerçekleştirileceğini hatırlatan Tat, zirvede enerji ve elektrifikasyon başlıklarının da gündemde olacağını belirtti. Antalya’nın gelecekteki elektrik ihtiyacının yalnızca mevcut nüfus ve geçmiş tüketim verileri üzerinden hesaplanamayacağını ifade eden Tat; turizm hareketliliği, artan klima kullanımı, elektrikli araçlar, raylı sistemler, tarımsal sulama, su kuyuları ve gelecekte gündeme gelebilecek deniz suyu arıtma tesislerinin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

“SU VE ENERJİ GÜVENLİĞİ PLANI HAZIRLANMALI”

Antalya’nın gelecekteki su ve enerji ihtiyacının bütüncül biçimde ele alınması gerektiğini belirten Tat, tüm kurumların katılımıyla bir “Su ve Enerji Güvenliği Planı” hazırlanması çağrısında bulundu. Tat, yeni yerleşim alanlarında trafo yerleri ve enerji hatlarının imar aşamasında belirlenmesi gerektiğini, su tesislerinin ise yedek enerji ve depolama sistemleriyle güçlendirilmesini önerdi. Tat, “Binalar tamamlandıktan sonra enerji aramak planlama değildir" sözünü kaydetti.

“COP31’İN GERÇEK MİRASI ALTYAPI OLMALI”

COP31’in Antalya’ya bırakacağı mirasın yalnızca etkinliklerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Tat, iklim değişikliğine dayanıklı su ve enerji altyapısının oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Tat, açıklamasını şu sözlerle tamamladı:

“Bir kentin suyunu planlayıp enerjisini planlamıyorsanız, aslında suyunu da planlamış sayılmazsınız.”.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve siteye yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.