Geçtiğimiz günlerde bu köşede, Antalya’da okul servislerinin dağılımı konusunda İl Milli Eğitim Müdürlüğü ile Servisçiler Odası arasında yapılan protokolü ve bu sistemin nasıl işlediğini gündeme getirmiştik.
Konuyu araştırmaya devam ettikçe yeni sorular ortaya çıkıyor.
Yetkililerle yaptığımız görüşmelerde bize, sistemin “karışıklık ve kaos yaşanmaması” için tek elden yürütülmesinin tercih edildiği ifade ediliyor.
Peki, diğer illerde kaos olmuyor da Antalya’da neden olması bekleniyor?
Ankara, İstanbul ve bazı diğer illerde okul servislerinin belirlenmesinde Taşımacıyı Tespit Komisyonları, başvuru, değerlendirme, puanlama ve ihale gibi yöntemlerin kullanıldığını görüyoruz.
Peki Antalya neden farklı?
Eğer tek elden yürütmek daha sağlıklıysa bunun hukuki ve idari gerekçesi nedir?
Daha da önemlisi, kamuoyunun merak ettiği protokolün güncel haline neden ulaşamıyoruz?
Bir de son dönemde kulağımıza gelen bazı yorumlar var. Bazı siyasetçilerin İl Milli Eğitim Müdürü üzerinde bu protokolün imzalanması yönünde baskı oluşturduğu ileri sürülüyor.
Bu bir iddia.
Dolayısıyla açıkça soruyorum:
Böyle bir baskı oldu mu, olmadı mı?
Olduysa kim, hangi gerekçeyle baskı yaptı?
Olmadıysa bu iddiaların kaynağı nedir?
Burada amacımız kimseyi suçlamak değil. Tam tersine, kamuoyunun kafasındaki soru işaretlerini ortadan kaldırmak.
Çünkü okul servisleri söz konusu olduğunda konu sadece servisçi esnafının meselesi değildir. Çocuklarımızın güvenliği, velilerin tercihi ve kamu hizmetinin adil ve şeffaf yürütülmesi söz konusudur.
“Kaos olmasın” gerekçesi anlaşılabilir.
Ama o zaman şu soruya da cevap verilmesi gerekir:
Diğer illerde kaos olmuyorsa, Antalya’da kaos neden bu kadar büyük bir endişe?
Belki de artık “tek elden yönetelim” demek yerine, “herkes için açık, şeffaf ve eşit bir sistem kuralım” demenin zamanı gelmiştir.